Writing çalışırken bazen, “beynim sıvılaşıp burnumdan kağıdın üzerine akacak” diye düşünüyorum! Hayal bile ediyorum yani o derece. Tabii tüm bu hayalleri ve düşünme işlemlerini o devreleri yandı yanacak beyinle düşünüyor olmam bulunduğum durumu hafifletici sebep de olabilir. Neden olmasın? Hele bazen bu beyin sulanması öyle angaryalar çıkartıyor ki bana durup ” burda mı yersin paket mi yapayım?” diyorum kendime.
Mesela bakın bu geceden çok süper bir örnek verebilirim size. Oturdum, birbiriyle en ufak bir alakası olmayan 5 farklı konuda kompozisyon yazdım. 6. kompoziyona başladım. Tepesine de eşşek kadar konuyu yazdım.
Kompozisyon bitti. Döndüm kontrol ettim. Kontrol bitince “yahu bir şey eksik bunda.” diye yeniden kontrol ettim. Bulamıyorum. Bir kere daha. Yok. Bulabildiğim tüm grammer hatalarını buldum, planıma uymuşum her şey görünürde tamamken kompozisyonun konusuna takıldı gözüm!
Bingo!!! Konuyu yanlış algılamışım. Asıl konu “ünlüler ve sıradan vatandaşların tıbbi destek alırken yaşadıkları farklılıklar nelerdir?”, benim yazdığım konu “herhangi bir madde bağımlılığında ünlülerin ve sıradan vatandaşların yaşadıkları zorluklar arasındaki farklar nelerdir?” !!! Hayır o 2 satır konuda “bağımlılık” kelimesi yazmıyor bile! İyi sallamışım! Fakat ukala olmak istiyorum benim yazdığım konu daha güzeldi
Neyse yazdığım konuyu parçalamak istedim, o parçaları yemek istedim, böyle burnumdan burnumdan sokmak istedim. Sonra dokunmadım bir şeye. Dedim kalsın bu böyle bunu da kontrol ettireyim ben. Oturdum asıl konuyla ilgili yeni bir kompozisyon yazdım.
*
Ben bunu okuldayken de yapmıştım bir defa. Writing dersim tüm gün olurdu. Hoca son dersin son 5-10 dakikasında tahtaya yeni konuyu yazar bırakırdı. Çıkmamıza çok az zaman kala ben yeni konuyu deftere geçirmeye başlamıştım. O esnada çıkış zili çaldı. (Biliyorum komik ama yabancı dillerde çıkış zilleri çalıyordu.) Ben de otobüsü kaçırmayayım diye yazdım çıktım. Tabii bunda klasik öğrenci mantığı olan çıkış zili azad zilidir mantığı da yok değil. Hoş o zamanlar içinde bir saniye bile fazla durması ölüm gibi gelen “okul” kavramına, şimdi girebilmek için canımı vermeye hazırım ya neyse… -2 senelik okul hayatımda ben okula toplasan toplasan 6 ay gittim! Bu başka bir salaklık detayı!!!-
Ders salı günü, ödev perşembeye. Salı akşamı ben hiç bakmadım tabii ödeve. Ertesi gün millete de sormadım ne yaptınız ne ettiniz diye. Çarşamba akşamı oturdum ödevi yapıcam, konuda bir gariplik var fark ettim ama hocanın cinsliğine verdim. Oturdum konuyu yazdım.
Ertesi gün hocaya teslim ettim. Ertesi hafta teslim aldım. Üzerinde kocaman bir kırmızı çarpıyla.
O zamanlar writing hocamız bize kompozisyon verirken belli bir kalıpla başlardı konuya. Quote lu falan bir şeydi hatırladığım kadarıyla. İşte ben sadece o Quote kısmını yazmış ondan sonraki “…..” arasındaki asıl konuyu almamış ve Quoting ile bir konu yazmıştım. Zaten o dönemler İngilizcem öyle kıt bir seviyedeydiki hala o kura nasıl girebildiğimi anlayabilmiş değilim ve o kötü İngilizceyle, kötünün iyisi bir yazı çıkartmak için nasıl çaba harcadığımı varın siz düşünün.
O koskocaman kırmızı çarpıya ek olarak +2 ekstra kompozisyon cezam oldu. Onlardan da hoca toplamda 12 Almanca cümle ve cümleler haricinde 50 ye yakın Almanca kelime temizlemek zorunda kalmıştı. Allahtan kendisi de az biraz Almanca bildiği için bu konuda anlayış gösteriyordu.
*
Şimdi durup bu son salaklığımla o zamanki salaklığımı mukayese etmeye çalışıyorum. Şimdiki daha normal geliyor. Çünkü 5 kompozisyon üzerine böyle bir hata yapmam tamamen beyin yorgunluğundan. Tabii ödevi 2′ye 3′e de bölebilirdim. Yapmadım. Fakat o zamanki salaklığımın yaş kaynaklı cahilliğe sığdırabilecek bir hali de yok. Çünkü ben salı akşamı o ödevi yapabilirdim. Garipliği farkedip çarşamba günü arkadaşlarıma sorabilirdim. Onu da geçtim çarşamba akşamı yine o garipliği farkedip internetten, telefondan arkadaşlarıma sorabilirdim ama ben bunları yapmak yerine Yonja’daki testimoniallerimi kontrol edip Xuqa’da millete fındık fıstık dağıtıyordum. Kazanmaya mı çalışıyorduk yoksa?!
*
( Uzadı biliyorum ama ) Belki de bu yüzden kardeşime kızamadım. Ama bu konuyu ayrı bir yazı da anlatacağım…




Bir Yorum var
Hahahh çok güldüm inan ki, benim hazırlıktaki halim de böyleydi. Yemin ederim hiç bi şey anlamazdım, yazdığımı da yazmam gerekeni de anlamazdım o derece
Hikaye okurduk ben zate onu hiç anlamazdım.. Fill in the blanks’ler olurdu, hiçbi şey ifade etmezdi bana
Allah’ım öylesine zor, öylesine işkence gibi bir sene geçirmiştim ki! hatta hazırlık hocası bi ara bana moron gibi davranmaya başlamıştı
ama olay oymuş meğerse, lise 1′e geçince baktım ben hocanın anlatışını anlamıyormuşum aslında.
neyse, toefl writing için belli kalıplar vardı zaten biliyosundur, bende longman’in sanırım bir kitabı var (hangi yayınevi emin değilim aslında, CBT için almıştım zamanında), IBT’ye girerken de ondan yararlanmıştım.. Emin ol TOEFL GRE’nin yanında melek gibi kalır. 5000 tane hiç duyulmamış kelime ezberlemem gerekiyor ve ben aslında çevirmenim, yine de hiç bilmediğim görmediğim kelimeler var dolu :S Allah bize sabır versin, bu İngilizce’den nedir çektiğimiz yaa
Ahah doluyum ben bu konuda, ne zaman yazsan uzun uzun yorum bırakıyorum