Malum 15 tatilin başlamasıyla babama gelelim dedik bizde.Gelip gelmemek konusunda ben biraz nazlıydım çünkü hastayken pek fazla mekan değiştirmeyi sevmiyorum. Sonra küçük kardeş “sensiz olmaz hem babamda seni çok özledi haftadır gitmiyoruz bak.” deyince tamam dedim. İyiki de demişim.
Babamın evi İstanbul sınırları içinde görünmesine rağmen pek de öyle değil. Daha bir yakınız Trakya’ya ve doğal olarak biz hava muhalefetini direk Trakyadaki gibi yaşıyoruz. Yüksek bir yerde de olunca, varın siz düşünün gerisini.
Geldiğimiz gece -cuma gecesi- kar yağışı doruk noktasındaydı. Dışarıyı göremiyorduk. Üstüne bir de gece 12:00 civarında elektriklerimiz ve dolayısıyla sularımız kesildi. Jenaratörün bozulması apayrı bir süpriz oldu. Sitede çok fazla oturan olmadığı için, zaten oturanlarda dünyadan kendilerini olabildiğince soyutladığı için gayet bir başımızaydık. Güvenlik görevlilerine zar zor ulaşabildikten sonra -site içi santral de gitti çünkü- 2 demlik çay, sigara, battaniye içerikli kumanya yolladık kendilerine.
Elektrikler 18 saat sonra geldiğinde kombimiz çalışmıyordu. Haberlerde trakya da 1-2 saat elektrik kesildi diyo ya. Hah işe o koca bir yalan. Ben sürekli 186 yı aradım. Aradığınız gibi zaten hag bölgelerde elektriklerin kesildiğini ve enerjinin ne zaman verileceği söyleniyor. O haberlerde söylenen süreler kadar az olmadı o kesintiler. Buna emin olabilirsiniz.
Neyse kombimizin çalışmama sebebi bacanın donmasıymıy. Kombinin üstünde baca çıkışının yanında iki metal kapakan herhangi birini kaldırınca çalışır dediler Ferroli servisindeki görevliler. Yaptık, çalıştı.
Ben burada karın hiç öyle yavaş yavaş keyifle yağdığını görmedim.Sürekli tipi halinde. Sürekli toz bulutu ardından dünyaya bakmaya çalışmak gibi.
İşin en ilginç yanlarından biri başımızda bir çatı var çok şükür bir apartmandayız ama bizim apartmanın içi de kar doldu. Giriş kat merdivenlerinde dize kadar kar var yemin ederim. Kat sayısı arttıkça, kar yüksekliği de azalıyor. Fakat merdivenlerden çıkmak ölüm. Cumartesi günü hem jenaratörü tamir etmek hemde erzak bir şeyler almak için babamın dışarı çıkışıyla yüzleştik biz o manzarayla. Geri döndüğünde poşetleri yukarı çıkartmaya çalışmak tehlikeli olacağı için jenaratörü, 1 kiloluk benzini, suyu poşetleri çamaşır ipiyle merdiven boşluğundan 2 kat yukarı çektik kardeşimle.
3 bloğun çatısı uçtu. Komple çatısız kalmadılar tabi. Şıngıl -orjinal yazılışını bilmiyorum- denilen çatı malzemesi altındaki tahtayla beraber uçtu. Çift kişilik yatağın 2 katı kadar boyutlarda bu uçan parçalar. Biri bir arabanın üzerine düştü. Arabanın durumu içler acısı. Ayrıca söylentiye göre bir dairenin penceresi de uçmuş. Kör kasası çürüdü sanırım. Fakat söylenti sadece, çünkü gidip görmedim.
Elektrikler kesilince sular da kesiliyor burada. Dolayısıyla kombi çalışamıyor. Jenaratörle bilgisayarı modemi, televizyonu ve kombiyi çalıştırıyoruz. Tabi jenaratör çalışırsa
Bilgisayar ve internet bağlantısı olmasına rağmen ben bu teknolojik nimetlerden pek faydalanamıyorum zira ya babam yada kardeşim film indiriyor oluyor. Bağlantıyı bağlıyorlar
Free download managerı çıkartanın kulaklarını baya baya çınlatıyorum.
Dün gece pilav yaptım
Kendim bir başıma hem de
Azıcık tuzsuz olmuştu ama güzeldi.
Bu yazıyı bitirdikten sonra AbEschM e ulaşmayı deneyeceğim ulaşamazsam zaten buradan bunları okuyup durumum hakkında bilgi sahibi olacaktır.
Çarşambaya kadar bir terslik olmazsa buradayım.
Yorumları bir dahaki fırsatta onaylayacağım.
Sevgiler


