Torpil Tombala

Görsel Kaynak

Elimden geldiğince Polsera’da çok fazla kişisel mevzularıma dokunmamaya çalışıyor-D-um ama bu aralar biraz bu prensibimi boşlamış durumdayım :D

***

En küçük halam komedinin vücut bulmuş hali oldu benim gözümde hep. Aslında şöyle diyeyim: Cem Yılmaz gibi espritüel biri değil. Fakat onun doğal hali, olaylara yaklaşımı; izlerken beni hep güldürüyor.

Her şeyden önce kendisi abartmayı çok sever :D Atıyorum Turgut Özal’dan bahsedin, dünyada Turgut Özalı ondan daha çok seven biri yoktur :D Mesela ben çocukken başka bir şehre tayinleri çıkmıştı. Ki o dönemler biz yine görüş(e)miyorduk kendisiyle. Dediğine göre o şehirdeyken bütün arkadaşları ona mektup yazmış ve her mektupta kendilerinin, çocuklarının fotograflarını da göndermiş. Babam da yapmış bunu tabii(?). Benim resimlerimi göndermiş. Diyor ki ” Herkesin resmini döndüğümde iade ettim bir senin resimlerini vermedim.” Zamanın şartlarını düşündüğümde bunun bir balon olduğunu anlamam pek zor değil ama uçan kuşun kanadını kırmamak lazım.

Uçan kuşun kanadını kırmamak lazım da bu kuş bazen öyle yükseğe uçuyor ki :D

Seneler öncesine dönelim. Babamın tarafından birinin düğünündeyiz. Köy düğünü. Ortaokulda falanım. Halam soruyor “Ne olmak istiyorsun?” bende eğlencesine “Pilot olmak istiyorum.” diyorum. Şu anki boyum 1.55 ise o zamanlar da 1.50 falanım ve evet o zamanlarda pilates topundan farkım yok. Halam ciddiye alıyor. Sanki her şey hallolmuş gibi iş bedensel yeterlilik sınavlarına takılıyor. “Hala” diyorum “bu boyla, bu kiloyla almazlar beni!”. Halam gidiyor.

10-15 dakika sonra o kalabalığın arasında beni buluyor. “Yavrum sen takma o sınavı gerekirse enişten torpil bulur sana.” diyor.

Bu laf  “Kızım eniştene söyleriz torpil bulur sana.” olarak o zamandan beri ailede geyik kalıyor.

*

Bayrama dönelim. TOEFL olaylarını anlatıyorum bir çırpıda halama. Birinci çinko geliyor “Kızım yok mu okulunda torpil yaptırabileceğimiz biri. Eniştene soralım. Bulur o birini.” Kuzenim “Anne dayım o torpili bulsa bile yaptırtmaz.” diyor. Halam “o yaptırtmazsa ben yaptırtırım.”diyor.

Bakıyor o tezgahtan ekmek çıkmayacak bu defa sınavın kim ve kimler tarafından yapıldığını, nerelerde yapıldığını soruyor. “Kuzenini soksak senin yerine sınava.” diyor. Kuzenim, -İngilizce öğretmeni- erkek! Bu noktayı pas geçip bunun yapılmasının imkansız olduğunu ve geçtiğimiz kontrolleri anlatıyorum. İkinci çinko eniştemin güvenlik görevlilerini de torpille bağlama ihtimali olarak kartımızda yerini alıyor.

“Amerikalılar mı yapıyor şimdi bu sınavı?” diyor. “Evet” diyorum.

Halam yine ortadan kayboluyor ve yine 5-10 dakika sonra geliyor fakat bu defa bulması daha kolay oluyor beni.

“Dur.” diyor “Sen takma kafana. Ben eniştene soracağım onun konsoloslukta tanıdıkları vardır. Gerekirse Amerika’da torpil buluruz sana.”

Tombala!

Kuzenimde de bende de artık dayanma gücü kalmıyor. Karnımıza kramplar girene kadar gülüyoruz.

Bir yanım onun saflığıyla aynı derecede “Amerikadan torpil bulabileceğimize” ve “bu torpilin işe yarayacağına” inanmak isterken; diğer yanım “bir kadının eşine ve onun işine nasıl saygı duyduğunu onu gözünde nasıl da kahramanlaştırdığına” hayran oluyor.

*

Ziyaret sonunda “kızım bak bunlar -kuzenlerim- bayramın son gecesi bizde toplanacak. Seninde labedobun -laptop- varsa al gel, yoksa ben bulurum sana.” diyor.

Bense bayramın son gecesi “ne Amerika’dan ne sınav merkezinden ne de okulumdan” bir torpil bulamayacağım bilinciyle ders çalışmak zorunda olduğum için labedobumu da alıp gidemiyorum.

Related Posts with Thumbnails
Bir yorum gönderin veya Bir geri izleme ekleyin

seperator

Yorum Gönder

Mail adresiniz asla bir başkası ile paylaşılmayacaktır. Gerekli boşluklar * ile işaretlenmiştir

*
*